KURŞUN KALEM
Pek çok kişi gibi ilkokula başladığımda tanıştım kurşun kalemle. Defter, kalem, silgi, kalemtıraş dörtlüsü alındıktan sonra ilk ödevimiz defterin birinci sayfasını, her satıra defalarca dik çizgi çekerek doldurmaktı. Ne zor ödevdi... Ödevi yaparken yaşadığım sıkıntıyı, evdekiler hep anlatır. Bir sayfa çizgi çekmek akşama kadar sürermiş. Kâh sandalyeye oturup kâh masaya abanıp sıkılınca yere uzanarak, zorlanınca dilimi çıkarıp suratım şekilden şekle girerek... Kurşun kalemle ve annemin gözetiminde. Annemin beğenmediği çizgileri silip baştan çiziyordum. Kalemin ucu kalınlaştıkça, kalemtıraşla ucunu açarak tabii. Bazen de oyalanmak için ucunu açtığım kalemlerin yongalarını kalemtıraşın üzerinden kopmadan alır yuvarlak olarak deftere yapıştırıp çiçekler yapardım.
Ardından gelen ödevler de hep bir çizgili defter sayfasını kurşun kalemle doldurmaydı. Ödevleri yaparken aça aça küçülen kalemi elimde tutmak zorlaşınca atar, yenisiyle yazmaya devam ederdim. Her bittiğinde kırtasiyeye gidip yenisini almak zahmetli gelmeye başladığında, eve düzineyle alınmaya başladı altıgen Faber-Casteller. Sonra kalemin arkasına bir silgi tutturuldu, ödev yaparken sıkılınca dişlemek için. Gerçi bu silgi olmasa da sıkıldığımda kalemin arkasını dişliyordum.
Kurşun kalemlerle arkadaşlığım, ikimiz de fiziksel bakımdan değişsek de hep devam etti. Çizgili veya kareli beyaz defterler ve kurşun kalemler. Konu başlıklarını belirginleştirmek için zamanla aramıza kırmızı kalem de katıldı, defter sayfaları renklendi. El hakimiyetim arttı, titrek çizgiler düzeldi, harfler belirginleşti. Sayfa üzerinde emeklemelerim koşar adım yürümeye döndü. Yazım artık hızlı ve okunaklıydı.
Uç takılan ilk kalemimi lisede kullandım. Uç kalemi, kısalan kurşun kalemin dış tahta kısmını çıkarıp yazan ucu atmadan kullanmama imkân veriyordu. Hazır uç, kırtasiyede bulunmadığı için gereken ucu, her zaman kurşun kalemden çıkarıyordum. Kullandıkça ucunun kalınlaşması kaçınılmazdı. Uç açma işlemi sadece kurşun ucun girebildiği farklı bir kalemtıraşla yapılabiliyordu.
Derken üniversite... Birinci sınıftaki derslerden biri teknik resimdi: Teknik çizimi anlamak ve kâğıt üzerine çizim yapmak. Çizgi çekme ödevi hayatımın bu aşamasında da vardı. İlkokul birinci sınıfta çizgi çekiyorduk, üniversiteye başladık yine çizgi çekiyoruz. Kurşunkalemle çizimlerin muntazam olması için bu sefer cetvel ve gönye kullanıyordum: Düz çizgi çekilecek yere cetveli koy, kalemi cetvele dayayarak çizgiye başla. Çizginin ortalarına gelince çizginin kalınlığını kontrol et. Kalınlaştıysa kalemtıraşla açarak incelt. Neyse ki teknoloji gelişti, yeni kalemler piyasaya çıktı. 0.5 mm’lik uç takılan kalemlerle “uç açma“ derdi sona erdi. En önemli faydası, kullandıkça çizgi kalınlığının değişmemesi. Bu da çizim dersi ödevlerinin daha düzgün olmasını sağladı. Yazmaya devam et, ucu kısaldı mı arkasına bir kere bas. Ucu hep aynı kalınlıkta, Rotring 0.5 uçlu kalem, nam-ı diğer “versatil kalem”.
Yeni gördüğüm bir şeyi bir kere denemeden için rahat etmiyor. Bu bir etkinlik de olabilir, bir eşya da olabilir. Çalıştığım yerde, Fransa’da okumuş bir arkadaş işe başladı, farklı bir kültürle tanışmış, farklı açılardan bakabilen biri. Bu arkadaş yazılarını hep dolma kalemle yazıyordu. El yazısı çok düzgündü. Denemek için hemen kendime, Fransız malı olmasa da, bir dolmakalem aldım. Elde daha zarif duruyor, ağırlığı hissediliyor. Hevesle aldığım her yeni kalemi ilk kullandığım zamanlar daha özenli yazarım, dolma kalem kullanmaya başladığımda da böyle oldu. Ama kalem ara sıra hata yapmamı engellemiyordu. Bu sefer hatayı silme imkânı yok. Hatalı yerin üzerini çizip yanına doğrusunu yazarak devam ediyorum. Yazım daha güzel, kalem şık duruyor ama sayfada üzeri çizili yerler bu güzelliğe gölge düşürüyordu. Üstelik bir süre kullanılmayan dolma kalemin ucundaki mürekkep kuruyor, yazmıyordu. Yazabilmesi için mürekkep pistonunu oynatarak, uca mürekkep gelmesini sağlamam gerekiyordu. Mürekkep fazla geldiğinde bir yere silmezsem yazılan kâğıda damla şeklinde leke bırakıyor veya parmaklarımı boyuyordu. Parmaklarımın boyandığını geç farkettiğimde beyaz gömleğimde parmak izlerimi görüyordum. Anlayacağınız dolma kalem kullanmak zevkli ama zahmetliydi. “Nerede benim emektar kurşun kalemim” demeye başlamıştım. Dolma kalem maceram, yaşadığım bu olumsuzluklarla sonlandı.
Zamanla versatil kalemlerin farklı uç kalınlıkları, farklı markaları, farklı zevklere hitap eden çeşitleri çıktı. Tükenmez ve dolma kalem setlerime kurşun kalemler de eklendi. Ben hâlâ kurşun kalemle yazıyor, hata yaptıkça silip düzeltiyorum. Keşke hayattaki hatalarımızı da kurşunkalemle yazdıklarımız gibi, düzeltme imkânımız olsa.
19.10.2020